X

Şirince

Efsaneye göre Şirince yıllar önce Yunanlılar tarafından kurulmuş ve başkaları onları takip etmesin diye, köylerini Çirkince olarak adlandıran, azat edilmiş köleler buraya yerleşmiştir. Bu durum 1926 yılında İzmir valisi adını günümüz yazımına uygun olarak hoş ve sevimli anlamı olarak değiştirinceye kadar bu şekilde devam etmiş.

Tarih bu köyün modern zamanımıza kadar unutulacağını görmüş olmalı ki, belde halkı varlıklarını işleterek hayatlarını idam ettiremeyince, daha iyi bir yaşam ve iş imkanını başka yerde aramış. Buna rağmen, 1980lerden itibaren turistler, en güzel peyzajlardan birine sahip olan bu değerli dağa giden patikalar oluşturmaya başlayarak talihini yeniden canlandırmaya başladılar. Günümüzde otobüsler dolusu ziyaretçi yaz sezonunda her gün cazibesini keşfetmek için Şirince’yi ziyaret ediyor.

Sık ormanların, zeytinliklerin, vadi ve üzüm bağlarının oluşturduğu muhteşem manzara ile geleneksel 19. Yüzyıl mimarisi binaları ile Şirince’de turistlerin ihtiyaçlarına hitap etmek için oluşan restoran, butik oteller ve dükkanlar bulmak hiç de şaşırtıcı değil. Yerli ve yabancı ziyaretçiler, turu taçlandıran Efes ile başlayan tur programlarına ilave edilen bu yere akın ediyor.

Tarım, lezzetli meyvelerin yetiştiği büyük çeşitliliği ile buralarda hala yaşam tarzı olmaya devam ediyor. (burada yetişen Türkiye’nin en iyi şeftalileri de bu meyveler arasındadır). Bu meyvelerin çoğu şarap yapımında kullanılmaktadır ve tadım için davet edilmeniz mümkündür! Yerel üretim şarapların yanı sıra köylüler zeytinyağı, sirke, bal, sabun ve el işi hediyelik eşya üreterek yerel ekonomiyi teşvik ederken genç insanları da burada kalıp çalışmaya cesaretlendiriyor. Hafta sonları gitmeyip, diğer günlerde de daha geç bir saatte, nakit zengini turistlerin yarattığı ticari hararet azaldıktan sonra gittiğiniz takdirde Şirince’yi gerçek köy havasında bulmanız mümkündür.

Savaş sonrası, Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus değiş tokuşunda 1924 yılında buraya taşınan Müslüman Türklerin buraya yerleşmesiyle köyün tek minareli bir camisi olmuştur, ancak özel mülk olup freskleri görmek için ziyarete açık olan, 2 kilisesi de vardır. Bunlardan biri vaftizci St. Jean’dan kalan kilisedir ve ahşap ikonlarıyla St. Demetrios kilisesidir. Yunanlı yazar Dido Sotiriou Şirince hayat tarzının bir versiyonunu, 1962 yılında yayınlanan ve 1919-1922 Yunan-Türk savaşında yaşanan olayları anlatan “Benden selam söyle Anadolu’ya” romanında anlatıyor.

Bina koruma yasası 1980lerin ortalarından bu yana yürürlüktedir ve yeni inşaatların geleneksel standartlar ile uyumlu olması gerekmektedir, ancak 19. Yüzyıl çarpıcı binalarından bazılarını halka açarak yenilenmiştir, ama bazıları da çürümeye bırakılmıştır. Günümüzde çoğu kapatılmış olan gizli geçitler bir zamanlar çoğu sıra evleri birbirine bağlıyordu, ne de olsa komşular hep aynı ailedendi. Yollar asfaltlıdır, ancak dik olmasından dolayı, köyü keşfetmeyi planlıyorsanız rahat yürüme ayakkabıları tavsiye edilir.

İzmir ilinin Selçuk ilçesine bağlı olan bu bölge, Türkiye’nin Toskana’sı olarak anılmakta ve İtalya’nın bu bölgesinin güzelliğine aşina olan herkes, ziyaretçilerin eskiz defteri ve kamerayı eline almaları için burada da birçok şeyin var olduğu fikrine katılacaktır. Kuşadası Golf & Spa Resort ’tan kiralık araba ile gidildiğinde (mesafe 43 km), olağanüstü kırsal bölgeden geçeceksiniz, dolayısıyla keyif alıp zevkini çıkartın. Köyün dışına arabayı park ederseniz yürüyerek ulaşabilir ya da kalabalık zamanlarda Şirince merkeze giden bir otobüse de binebilirsiniz.

Ekim ayında Kuşadası’na gelen ziyaretçiler, köyün canlı performanslar ve şarap tadımı sunan Şarapçılık Kültürü, Sanat ve Dostluk festivaline bir göz atmaları tavsiye edilir. Düğün kutlamaları esnasında gelenler de tüm köyün düğüne gittiği hissine kapılabilir!

mescomedia